Paralel yapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paralel yapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2014 Cumartesi

470 kişinin rütbesi söküldü

Emniyet teşkilatındaki Cemaat yapılanmasıyla ilgili yapılan incelemede 470 kişinin rütbesi söküldü.
Rütbe yükseltme sınav sorularının çalınarak Cemaat polislerine dağıtıldığı iddiası üzerine müfettişler inceleme başlatmıştı.
Konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık müfettişlerinin yaptığı incelemeler sonuçlandı.
45'İ İSTANBUL'DA 25'İ ANKARA'DA
Yeni Şafak'ın haberine göre, 2009, 2010 ve 2011 yıllarındaki sınavlara ilişkin yapılan incelemeler neticesinde 470 kişinin kopyayla komiser yardımcısı ve komiser olduğu iddia edildi. Soruşturma neticesinde 30 ilde 470 komiser ve komiser yardımcısının rütbesi söküldü. İstanbul'da rütbesi sökülen komiser yardımcısı sayısı 45, Ankara'da ise 25 olduğu öğrenildi.
POLİS MEMURU OLDULAR
Hazırlanan müfettiş raporunun ardından İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği'nden görüş istendi. Hukuk müşavirlikleri, kesinleşen usulsüzlükleri göz önünde bulundurarak, rütbe sökme işlemini başlattı. Rütbe sökme işlemleriyle birlikte, usulsüz şekilde rütbesi yükseltilen komiser yardımcıları polis memuru oldu.
HAFTAYA DA DEVAM EDECEK
Habere göre, Emniyet Genel Müdürlüğü komiser ve komiser yardımcılarına yönelik işlemlere ilişkin başta Ankara, Bartın, İstanbul ve Gaziantep olmak üzere 30 ilin valiliklerine yazı gönderdi. Uygulamaya konulan talimat üzerine 30 ilde aralarında komiser ve komiser yardımcılarının da bulunduğu 470 polisin rütbeleri söküldü. Rütbe sökme işleminin devam edeceği belirtiliyor.
SORUŞTURMA GENİŞLEYECEK
Yapılan tespitlerin ardından Eğitim Daire Başkanlığı'na rapor sunularak hukuk müşavirlerinden görüş istendi. Hukuk müşavirleri de 'rütbe sökülsün' görüşünü dile getirdi. Sadece 2009, 2010 ve 2011 yıllarına yönelik yürütülen soruşturmanın daha da genişleyeceği öğrenildi.
Kaynak Odatv.com

5 Eylül 2014 Cuma

AKP'de "Abdullah Gül" ve "Paralel" önlemi!

AKP, 2015'te yapılacak genel seçimde başarısızlık ihtimalinde başa geçmesi beklenen Abdullah Gül ve paraleller ile ilgili "markaj" uygulayacak.

Yeni Başbakan Ahmet Davutoğlu yönetiminde 2015 sonbaharında yapılacak 5. Olağan Kongre için hazırlıklara başlayan AKP, olası bir iç muhalefete karşı partinin kapılarını kapatan sıkı önlemler almaya başladı. Parti yönetimi, 2015 seçiminde yaşanacak bir başarısızlık durumunda partiye dönebileceği belirtilen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ya da ‘paralel yapı’ ile bağlantılı, partide bölünme ve kırılma yaratabilecek kişileri il ve ilçe yönetimlerine ve delege listelerine girmelerini önleme kararı aldı.
AKP MYK’de, Abdullah Gül’ün de partiye dönmesi durumunda genel başkan adayı olup olmayacağı merak edilen 5. Olağan Kongresi hazırlıkları değerlendirildi, takvim belirlendi. 15 Eylül’de başlayacak olan kongre süreci, genel seçim sürecinin başlamasından önce 22 Şubat’ta il kongreleriyle tamamlanacak. Olağan büyük kongre ise 2015 Eylül’de gerçekleştirilecek.
Davutoğlu, hükümet çalışmalarıyla birlikte partide de herhangi bir iç tartışma olmaması için kongre sürecinin“sıkı markaj” içinde yürütülmesini istedi. Bu yaklaşım doğrultusunda AKP MYK’de, tüm Türkiye’deki belde, ilçe, kadın, gençlik ve il kongrelerinde yönetimlere geleceklerin, doğrudan AKP genel merkezin kontrolünde olması benimsendi. Karara göre kongrelerde göreve geleceklerin belirlenmesi için “isim havuzuoluşturulması, il ve ilçe yönetimleriyle delege listesine girecek kişilerin kimler tarafından refere edildiğine dikkat edilmesi” kararı alındı. Buna göre hazırlıklar kapsamında belde, ilçe ve il yönetimlerine girecek isimlerle delege olacak kişilerle ilgili özel bir çalışma yapılacak. Her il için isim havuzları oluşturulacak. Yeni yönetimde yer alacak kişiler ile delegelerin kimler tarafından referans gösterildiği titizlikle incelenecek.

KAYNAK: CUMHURİYET

4 Eylül 2014 Perşembe

Cemaat'ten 17 Aralık'a kadar "yolsuzluk" lafını duymadım

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 62. Hükümetin Programına ilişkin yapılan eleştirilere cevapladı. Paralel yapıya yönelik olarak değerlendirmelerde bulunan Arınç, “Doğrudur yaptım ve sahip çıkarım. Ben bu sözleri siz çok öncelerde de söyledim. Bu harekete ne derseniz deyin, hizmet hareketi, eğitim gönüllüleri ne derseniz deyin. Biz buna inanmıştık. Yurt dışında yaptıkları takdir ettik. Bir şeyler oldu. Ne oldu? Biz onları bir siyasi bir organizasyon olarak görmedik. Bizim gözümüzü açan, 17 Aralık gününe kadar ben bunlardan birinden yolsuzluk lafı duymadım. Ne oldu da o gün bir anda ortaya serpildi”dedi. 
TBMM’ Genel Kurulu’nda yapılan hükümet programı görüşmelerinde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, hükümet adına eleştirilere cevap verdi. 
İlk olarak eleştiri yapan tüm siyasi parti temsilcilerine teşekkür eden Arınç,“Hepsine saygı duyuyorum, eleştirilerini dikkate alıyorum” diyerek şöyle devam etti: 
“Sayın Kılıçdaroğlu'na bir televizyonda yaptığı açıklamada 'Yeni kurulmuş bir hükümete ilişkin eleştiride bulunmak mümkün değil' teşekkür ederiz. Yeni hükümete ve Başbakan'a en azından bir avans vermek önemlidir. Sayın Başbakanımız bugün önemli işleri olmasına rağmen 'Benim için Meclis önemli' diyerek çıktı geldi. Sayın Kılıçdaroğlu'nun kurultay nedeniyle burda olmamasını eleştiri konusu yapmamak lazım. Biz meclisimize her zaman saygı duyacağız. Ak parti iktidarları devam ediyor. Bu Ak partinin 5.hükümetidir. 61.hükümetin devamıdır. Doğrudur. Başbakan değişmiş ve yeni bir güvenoyu gereği vardır. Bazı arkadaşlarımız seçime kadar yani 8 aylık hükümet olacak bir hükümet değildir. 2015 seçimlerini kazanacak ve devam edecek bir hükümettir. 2019'a kadar bu programların devamının yapılacağını bir hükümettir. 
Paralel yapı, reeldir, bir gerçektir. Benim yaptığım bir görüşmeyi CHP'li Güneş hatırlattı. Doğrudur yaptım ve sahip çıkarım. Ben bu sözleri siz çok öncelerde de söyledim. Bu harekete ne derseniz deyin, hizmet hareketi, eğitim gönüllüleri ne derseniz deyin. Biz buna inanmıştık. Yurt dışında yaptıkları takdir ettik. Bir şeyler oldu. Ne oldu? Biz onları bir siyasi bir organizasyon olarak görmedik. Bizim gözümüzü açan, 17 Aralık gününe kadar ben bunlardan birinden yolsuzluk lafı duymadım. Ne oldu da o gün bir anda ortaya serpildi. 
Diyelim ki o güne kadar sustular da o gün zamanı geldi. Arkadaşlar niye bunun siyasi operasyon olduğunu kabul etmiyorsunuz? Ben sizin köşe bucak kaçtığınız insanlarla beraberdim ben. Yolsuzlukların peşinde olmak, namuslu insanların görevidir. 
12 yıllık iktidar olan bir hükümetin katrilyonluk bütçeleri yönetmiş bir hükümetin bu güne kadar niye sessiz kaldın kardeşim. Bu işlerin yani bakanlar hakkında yapılacak işlemler bellidir. Daha önceleri de oldu. Meclis soruşturması talep etmeden, bunlar suçludur diye peşin hükümlü olmak yanlıştır. Bu komisyona üye seçilirken geciktirme yoktur. O isimlere yönelik yorum yapmayanlardan olması gerekiyor. Bu iş Anayasa'yı fırlatmakla olmuyor. Anayasayı uygulamakla oluyor.” 
“BUNA İZİN VERİLİRSE AK PARTİ'DE CHP'DE MHP'DE KALMAZ” 
Bugün yapılan operasyonların sadece “Yaptığımız iş şu, devlet otoritesinin içinde halkın iradesinin önüne geçmeye çalışan varsa buna müsaade edemeyiz” diyen Arınç, “Biz bir hukuk devletiysek. Bizim mahkememiz, polisimiz bellidir. Bunun ikincisine, üçüncüsüne gerek yoktur. Buna izin verilirse AK Parti'de CHP'de MHP'de kalmaz” dedi. 
Başbakan Arınç, şöyle devam etti: 
“Bakın arkadaşlar emniyet içinde, küçük bir topluluk amirlerinin değil, imamlarının emirlerini gerçekleştirmek için başka kurumlarla işbirliği yapıyorsa, buna izin vermeyiz. Yine yargı içinde de abilerinin talimatıyla hareket eden varsa, buna müsaade etmeyiz. Her mesleğin içinde görevini kötüye kullananlar olabilir. Gözaltıların tümünün yasal dayanağı vardır. 
Ben bu kitlenin içinde en az 2 milyon insanın hayır işlerinde bulunarak masum olduğuna inanıyorum. Okullara, öğretmenlere yardım için, öğrenciler sokakta kalmasın diye mücadele eden insanlara selam olsun. Onlarla hiçbir işimiz yok. Ama yeni hükümet tanzim etmeye çalışan, devlet içinde devlet olmaya çalışanlarla mücadele edeceğiz. Bunu da herkes bilsin. 
Bu partinin içinde 2 tane Cumhurbaşkanı çıktı. Tebrik ediyoruz. 12 yıllık iktidara rağmen yıpranmadan başarıyla yüzde 52 ile halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı çıkardık. Tebrik ediyorum. Geçmişte seçilen Cumhurbaşkanlarının ardından partisine işaret ettiler. Bizde öyle olmayacak. İsmi geçen arkadaşlarınız içinde bende vardım. Hangimizden bir şey duydunuz. İşte Ak parti böyledir. Biz böyle partiyiz. 10’u da seçildi Cumhurbaşkanı. 15.de resmen açıklandı YSK tarafından. Biz hukuka baktık hemen. Ama siz bakmadınız, boşuna bir sürü yere başvurdunuz. Ama gereksiz işler yaptınız. Biz Cumhurbaşkanlığı seçim kanunu var ve uygulandı. Orda çok açık şekilde şöyle. Ant içer ve göreve başlar. Hem genel başkan, hem başbakan hem cumhurbaşkanı. Ne yapalım yani Anayasa böyle diyor. Akıl var, mantık var, her yerde var. Ama sende ne kadar var sayın Genç, onu bilemedim. 
Bu çözüm süreci önemli. CHP'li arkadaşlar Meclisin haberi yok dedi. 10 Temmuz'da kanun geçti. Arkadaşlar oturuma katılan arkadaşlar bile evet oyu vermiş. Bu sürece devam edeceğiz, ve her zaman Mecliste beraber yapılacaktır.”
Kaynak Odatv.com

Cemaat hakkında bomba iddia! Davutoğlu'nun kaseti...

Akit yazarı Mehtap Yılmaz Cemaatin yeni hedefinin Ahmet Davuoğlu'na montajlı şantaj yapmak olduğunu iddia etti.

Gülen cemaatine dönük birbirinden uçuk iddialara imza atanAkit yazarları durmak bilmiyor. Gazetenin yazarlarınn Mehtap Yılmaz cemaate dönük ağır suçlamalara yer verdiği yazısında "Cemaat, AKP'ye çelme takamazsa CIA'in bedduacıyla işi biter" dedi. Gülen'in yeni hedefnin Ahmet Davutoğlu olduğunu iddia eden Yılmaz, "Şimdi de âlüfteli, travestili şantaj-montaj yapımlarıyla, Davutoğlulu AK Parti’ye “çelme” takma, Neo-conların gözlerini boyama derdindeler” dedi.
F TİPİ CİNLER İLE ALÜFTE VE EŞCİNSEL PEŞİNDE KOŞTULAR!
Akit yazarı “Cinler âlemine sızdılar, F tipi cinleri hortlatarak alüftelelerin, eşcinsellerin  peşinde koşturup, tape, tape bilgiler toplattılar. Risale-i Nur cemaatine sızdılar, Gülen’in kirli çamaşırını koklayarak kafa yapan, F tipi bir yapı çıkardılar. Milliyetçilerin içine sızdılar. Pensilvanya beslemesi “Şaman”ın, fırt fırt burnunu sildiği mendillere yüz göz sürerek, beddualarına “amin” diyen F tipi bir milliyetçilik akımı meydana getirdiler” dediği yazısında suçlamalarına şöyle devam etti:
Pensilvanya bedduacısı, dergisine “Sızıntı” ismini vermekle, örgütünün karakterini tek kelimeyle özetlemiş! Hakikaten Sızıntı! Hem öyle bir Sızıntı ki, sızdıkları her yerin kimyasını bozdular! Müslümanlığa sızdılar, Peygamberi kamyona bindirdiler!
DAVUTOĞLU'NA TRAVESTİLİ ŞANTAJ-MONTAJ... 

“Sonuç olarak her yere sızdılar ve her nereye sızdılarsa, sızdıkları yeri duman ettiler” diyen Mehtap Yılmaz, “Böyle viraller işte, böyle tehlikeliler. Açık değil örtükler, cesur değil sinsiler çünkü! Pisler, hainler… Şimdi de âlüfteli, travestili şantaj-montaj yapımlarıyla, Davutoğlulu AK Parti’ye “çelme” takma, Neo-conların gözlerini boyama derdindeler” diye yazdı.

İNTERNETHABER

Partimize yakışan bir şekilde dağılıyoruz

Fethullah Gülen’in “Kırık Kalbler ve Sağlam Köprüler” başlıklı yeni sohbeti Herkul.org sitesinde yayınlandı. Gülen, bu sohbetinde cemaatindeki ayrışmalara ilişkin ince mesajlar verirken “Köprüleri bütün bütün yıkmamak lazım” dedi. Gülen’in cemaatine uyarılar verdiği bu sohbetini Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra vermesi dikkat çekti. Hz. Muhammed’in “Ben, kalbi benden dolayı kırılmış olanlarla beraberim” sözlerini hatırlatan Gülen, başkaları nasıl davranırlarsa davransınlar, cemaat üyelerinin alaka ve münasebet içinde olması uyarısında bulundu.
HER ENSTRUMAN FARKLI SES ÇIKARIR
Cemaat içindeki farklı seslere ve kopuşlara değinen Fethullah Gülen, “Camianın yaşadığı şeyler. Konumuna göre her bir arkadaşın meseleyi duyuşu da farklıdır yani” diyerek Hüseyin Gülerce gibi bazı isimlerin cemaatten uzaklaşmasına ilişkin örneğe işaret etti.  
Her enstrümanın farklı ses çıkardığını ifade eden Gülen, “Bazılarında çok derindir. Yani tutturunca öyle bir ney cazdan gider ki insanın kalbi duracak hale gelir. İşte o da bir kalp kırıklığıdır yani burada” dedi. Gülen, insanın kalbi kırılacaksa da Allah'la irtibatlandırarak kırılması gerektiğine işaret etti.
YANINIZA GELMEYE CESARET EDEMEYEBİLİRLER
Gülen konuşmasında “Gelecekte insanlar sizin yanınıza gelmeye cesaret edemeyebilirler. Bu açıdan da bu aradaki köprüleri bütün bütün yıkmamak lazım” diyerek düşmanlıkla yapılan açıklamalara karşı uyardı. AKP-Cemaat kavgasında polislerin her geçen gün tutuklanmasına işaret eden Gülen “Bir taraf alabildiğine çok aşırı derecede düşmanlık yapıyor. En galiz tabirlerle sizi yerden yere vuruyor. Öyle ki bir daha sizin yüzünüze bakamayacak hale geliyor. Sizde aynı şeyleri yaptığınız zaman bu işi katlamış müzaaf hale getirmiş olursunuz” dedi.
İNSAFSIZCA BALYOZLUYOR
AKP-Cemaat kavgasının daha da kötüye gideceğini hatırlatan Gülen, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bir taraf insafsızca vuruyor böyle. İnsafsızca balyozluyor. Eline aldığı o balyozla sürekli tepenize vuruyor. Siz onun travmalarını yaşıyorsunuz sürekli. Onun şokuyla bazen müstakim düşünemeyebiliyorsunuz. Mukabele edebilirsiniz. Aynı şeylerle cevap verebilirsiniz. Bu defa siz kendi yüzünüzün suyunu da dökmüş olursunuz. Onların yüzsuyu dökmesine karşılık siz de yüzsuyu dökmüş olursunuz. Bağışlayın böyle yüzsuyu dökme hayasızlıktan kinayedir. Sonra birleşme imkansız hale gelir.”
Kaynak Odatv.com

Ordular ilk hedefiniz Pensilvanya'dır ileri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sivas Kongresi mesajında "paralel yapı" ve "çözüm süreci" vurgusu yaptı. Erdoğan, “Kişi hak ve özgürlüklerini en ileri standartlara ulaştıran, tüm ayrımcılık ve dışlamaları reddeden, milli birlik ve beraberliğini daha da pekiştiren, vatandaşlarının refah düzeyini artıran, herkesin vatanında kendini hür hissettiği, devletin içinde farklı yapılanmalara asla müsamaha göstermeyen, geleceğe güvenle bakan güçlü bir ülkeye ulaşmak için yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.
Erdoğan, Sivas Kongresi’nin yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı.
Mesajında, “İstikbalimizin en önemli başlangıç noktalarından olan Sivas Kongresi’nde alınan tarihi kararlar, Kurtuluş Savaşı’nın yolunu açtığı gibi, Cumhuriyetimizin geleceğini de şekillendirmiştir” diyen Erdoğan, milletin seçtiği “güzide” temsilcilerin milli irade adına aldığı“Vatanın bir bütün olduğu, parçalanamayacağı, manda ve himayenin kabul edilemeyeceği” gibi hayati kararlarının tam bağımsız Türkiye’nin yolunu açtığını vurguladı.
Kongrede ortaya konulan milli birlik ve beraberlik ruhunun Kurtuluş Savaşı’nı büyük bir zaferle taçlandırdığına işaret eden Erdoğan, “Bu zafer, milletin tek vücut olarak, vatanına, bayrağına, geçmişine ve geleceğine sahip çıkmasıyla kazanılmıştır.
Atalarımızın bizlere emaneti olan bu cennet vatana bizler de aynı şuurla sahip çıkmaya devam edeceğiz. ‘Yeni Türkiye’ vizyonumuzdaki hedefleri gerçekleştirerek, Türkiye’yi dünyanın en gelişmiş, en güçlü ülkeleri arasına sokmak için var gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz”dedi.
Kişi hak ve özgürlüklerini en ileri standartlara ulaştıran, tüm ayrımcılık ve dışlamaları reddeden, milli birlik ve beraberliğini daha da pekiştiren, vatandaşlarının refah düzeyini artıran, herkesin vatanında kendini hür hissettiği, devletin içinde farklı yapılanmalara asla müsamaha göstermeyen, geleceğe güvenle bakan güçlü bir ülkeye ulaşmak için yola kararlılıkla devam edileceğinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bu bizim geçmişimize olduğu kadar, geleceğimize karşı da de en büyük sorumluluğumuzdur.
Sivas Kongresi’nin yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, tüm kahramanlarımızı saygı ve şükranla anıyor, bu Kongre’ye ev sahipliği yapan Sivaslıları ve tüm vatandaşlarımı en kalbi duygularla selamlıyorum.”
CHP'NİN BİRİNCİ KONGRESİ SİVAS KONGRESİDİR
Gazeteci Soner Yalçın, Sözcü'de kaleme aldığı yazısında yaklaşan CHP kongresine değinerek, "O kongre salonuna gelen herkes bilmelidir ki: CHP’nin birinci kongresi; 4 Eylül 1919’da yapılan Sivas Kongresi’dir." diye yazdı.
Soner Yalçın, Mustafa Kemal'in, 10 Mayıs 1931’de partinin üçüncü kongresinin açılış konuşmasında söylediği şu sözlere yer verdi:
“Birinci kongremiz bundan on iki sene evvel Sivas’ta, bir mektep dershanesinde yapılmıştı. Oraya gelen delegeler, türlü takipler altında, birçok müşküllerle karşılaşmışlardı. Müzakeremiz, dahili ve harici düşmanların süngü ve idam tehditleri içinde vuku buluyordu. (…) Sivas genel kongresini yad etmekten maksadım; onun, fırkamızca inkılabımızın tarihi bir hatırası olarak saklı tutulmasında fayda gördüğümdendir. Millet için ve milletçe yapılan mücadelenin hatırası her türlü hatıraların üstünde tutulmazsa, milli tarih kavramının kıymetini takdir etmek mümkün olamaz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan da Sivas Kongresi ile ilgili mesajında“İstikbalimizin en önemli başlangıç noktalarından olan Sivas Kongresi’nde alınan tarihi kararlar, Kurtuluş Savaşı’nın yolunu açtığı gibi, Cumhuriyetimizin geleceğini de şekillendirmiştir” ifadeleri ile CHP'nin birinci kongresine sahip çıkmış oldu.
Kaynak Odatv.com

Cemaat operasyonunda yeni gelişme

Cemaat operasyonunun 3. dalgasında gözaltına alınan Yakup Saygılı'nın da aralarında bulunduğu 5 polis tutuklandı. Gözaltına alınan 7 kişi ise mahkemece serbest bırakıldı.

Mahkemeye sevk edilen 12 polisten Yakup Saygılı, Kazım Aksoy, Arif İbiş, Mustafa Demirhan ve Hüseyin Korkmaz TCK 312/1’den yani darbeye teşebbüsten tutuklandı.

7 polis serbest bırakılırken 8 polisin ise henüz sorgusuna başlanmadığı öğrenildi.

İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube’sinde Müdür Yardımcısı olarak görev alan Yakup Saygılı, 2012 yılında ise şube müdürlüğüne terfi etmiş ve 17 Aralık operasyonu sonrası başlatılan Cemaat tasfiyesi kapsamında görevden alınmıştı.
SERBEST KALAN POLİSİN GÖZYAŞLARI
Serbest bırakılan polisler avukatlarıyla birlikte Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklama yaptı. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan başkomiser İsmail Arpacı, "İçeri girerken gayet mutlu ve sevinçli bir şekilde girdim. Beraber çalıştığım mesai arkadaşlarımla, müdürlerimle beraberdim. Beni oradan ayrıldılar, inanın içim çok buruk" dediği sırada duygulanarak gözyaşlarını tutamadı.
"BİZ BU OPERASYONU YAPMALIYIZ ARKADAŞLAR"
İsmail Arpacı, 17 Aralık operasyonu öncesi mali şubede yaşadığı bir olayı da şöyle anlattı: "Bunun darbe suçlaması olduğu söylenildi. Yolsuzluk görünümlü bir darbe denildi. Bunun neden darbe olmadığını yolsuzluk soruşturması olduğunu şu şekilde açıklayabilirim: 14 Aralık 2013 Cumartesi günü maaşımızı almadan bir gün önce Yakup Saygılı müdürümüzün odasında ben, büro amirim, devrem Arif İbiş, operasyonla ilgili değerlendirme yapılırken Yakup müdürüm şöyle bir şey sordu: 'Arkadaşlar cebinizde kaç para var?' Yakup müdürüm 15 lirayı masaya koydu. Büro amirim para olmadığını söyledi. Ben 25 lira koydum. Arif devrem 20 lira koydu. Yakup müdürüm şu sözü söyledi: 'Biz her ay ayın 15'inin gelmesini dört gözle bekleyip iple çekerken birileri bu devletin malını çalıp götürüp sefa sürüyorlarsa biz bu operasyonu yapmalıyız arkadaşlar' dedi. İşte bu bir yolsuzluk soruşturmasıydı. Birileri ayakkabı kutuları ile bir yerlere para götürürken haram yememiş, hiç kimsenin malına yan gözle bakmamış, bugüne kadar helal lokmadan başka bir şey yememiş insanlar olarak biz bu soruşturmayı yapmak zorundaydık. Yaptık da. Allah'a şükürler olsun ben de bu soruşturmanın içindeydim. 16 Aralık'a geri dönsek yine aynı şeyi yapardık. Kimin helal kimin haram yediği ortaya çıktı"
Bu arada gözaltına alınan polislerin ailelerinin adliye önündeki bekleyişi ise devam ediyor.

Kaynak Odatv.com