Yeni Papa'nın seçilmesiyle birlikte Vatikan'ın kirli siyasi bağlantıları da tartışılmaya başlandı.
"Yeni Papa askeri darbe destekçisiydi" iddiası Arjantinli bir gazeteciden geldi.
ÖNCEKİ PAPA GENÇLİĞİNDE NAZİYDİ
Papa'nın Alman selefi olan 16. Benedict geçmişinde Nazi Partisi'nin gençlik örgütüne üye olduğu için bir hayli tartışılmıştı.
Arjantinli yeni Papa'nın da geçmişinde benzer bir durum var. 1976
yılında Arjantin'de gerçekleştirilen Askeri Darbe'nin destekçileri
arasında olduğu ifade ediliyor.
BİNLERCE SOLCU UÇAKLARDAN DENİZE ATILIP ÖLDÜRÜLDÜ
Katolik dünyasının yeni ruhani lideri Jorge Bergoglio, 1976 yılında
Latin Amerika'daki en büyük Katolik mezhebi olan Cizvitlerin başındaki
isimdi. Aynı yıl ülkede yapılan darbe sonrasında binlerce muhalif ve
solcu, diktatörlük tarafından tutuklanmış, işkenceden geçirilmiş ve
hatta binlercesi uçaklardan denize atılmak gibi dehşet verici
yöntemlerle öldürülmüştü.
DARBEYİ DESTEKLEDİ CİZVİTLERİ SOLCULARDAN TEMİZLEDİ
Yeni Papa Bergoglio'nun bu dönemde darbeye karşı çıkmak bir yana, en
önemli destekçileri arasında yer aldığı iddia ediliyor. İngiliz gazetesi
Guardian'da yer alan bilgilere göre gecekondularda görev yapan iki
papazın gözaltına alınması süreci ve sonrasında Bergoglio'nun etkisiz ve
sessiz kaldığı, hatta Cizvit mezhebindeki solcu papazların temizlenmesi
amacıyla darbeye gizli destek verdiği iddia ediliyor.
ARJANTİNLİ GAZETECİ KİTABINI YAZDI
İddiaların en güçlü savunucusu, kilisenin darbe dönemindeki rolünü
anlatan, El Silencio yani Sessizlik isimli kitabın yazarı ünlü
arjantinli gazeteci Horacio Verbitsky.
Verbitsky, kilisenin verdiği sessiz desteğin diktatörlüğün devamında hayati bir rol oynadığını söylüyor.
Arjantinli sol eğilimli papazların lideri Eduardo Dela Serna da
benzer iddiaları dile getiren isimlerden. Serna, "Bergoglio güçlü bir
adamdı ve güçlülerin arasında yer edinmeyi iyi bilirdi. Bergoglio'nun
darbe döneminde onlarca Cizvit papazının kaybedilmesi konusunda hala
şüphelerim var" diyor.
KİLİSE DARBEYE DİRENEMEDİK DİYE ÖZÜR DİLEMİŞTİ
Arjantin katolik kilisesi, 2003 yılında bir açıklama yayınlayarak, 76
darbesine yeterince karşı çıkmadıklarını söylemiş ve özür dilemişti.
İFADE VERMEYİ REDDETMİŞTİ
Bergoglio ise hakkındaki iddiaları reddediyor ve o dönem perde
arkadından papazları kurtarmaya çalıştığını ileri sürüyor. Fakat,
Cizvitlerin darbedeki rolüyle ilgili davalarda iki kere ifade vermeyi
reddetmiş olması, bu iddiasının güvenilirliğini sarsan bir unsur olarak
gösteriliyor.
Odatv.com
Kaynak ; http://www.odatv.com/n.php?n=bir-onceki-naziydi-yenisi-bakin-ne-cikti-1403131200
Darbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Darbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mart 2013 Perşembe
1 Mart 2013 Cuma
'İstanbul Barosuna karşı darbe teşebbüsü sürüyor!'
İstanbul Barosu yönetimi hakkında iddianame hazırlandığı
gerekçesiyle baronun “düştüğünü” öne süren AKP destekli “Hukukun
Üstünlüğü” grubu İstanbul Barosu’na ihtarname gönderdi.
AKP destekli “Hukukun Üstünlüğü” grubu seçimlerde ezici farkla
kaybettiği İstanbul Barosu yönetimini almak için ilginç taktiklere
başvurmayı sürdürüyor. Grup şimdi de İstanbul Barosu'na ihtarname
gönderdi.
Baro kendilerine gönderilen ihtarname ile ilgili şu açıklamada bulundu:
Kendisine “Hukukun Üstünlüğü (!)” adını veren gurup, bu kavramı, her türlü ahlaki ve etik değeri, mesleki dayanışma duygusunu ayaklar altına alarak, başkan adayları Av. Rıza Saka eliyle, seçilmiş meşru yönetimi “çekilmeye” davet eden, aynı zamanda bu çağrıyı bazı resmi mercilere göndermek suretiyle bunları hareket geçmeye çağıran, Beyoğlu Noterliğince düzenlenen bir “İhtarname” ve “İhbarname” göndermiştir.
Adalet Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği, İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığı ve İstanbul İlk Derece Adalet Komisyon Başkanlığı’na
gönderilen ihtarnamede yönetimi isteyen AKP destekçisi Saka’ya ve ilgili
kurumlara İstanbul Barosu tarafından gönderilen yanıtta şu ifadeler yer
aldı:
1) Bildirimde imzası bulunan Av. Rıza Saka’nın, keşideci olma sıfat ve ehliyeti yoktur. Gerçekten her türlü kabule göre dahi, 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre başkanın yedeği yoktur, bu husus seçim kurulunca oluşturulan mazbata ile de sabittir.
2) Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri, yapılan seçimde oyların % 60’ını alarak seçimle işbaşına gelmiş olmakla muhatap bizzat İstanbul Barosunun en üst organı olan genel kurul iradesi, yani avukatlardır. Üstelik her ne kadar “ihtarname” gibi gösterilmeye çalışılsa da söz konusu bildirim, İstanbul Barosu’nun seçilmiş meşru yönetimine karşı gayrı hukuki ve gayrı meşru şekilde harekete geçilmesi talebi ile belirtilen mercileri “muhatap” alan bir çağrı ve “ihbarname”dir.
3) Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleriyle ilgili olarak Silivri 2.Asliye Ceza Mahkemesinde TCK’nun 277.maddesi kapsamında açılmış olan dava sonucunda seçilme yeterliliğinin kaybedildiği ve yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği iddiasının hukuki temeli olmayıp gerçeği yansıtmamaktadır.
4) Hukuki durum bu denli açık ve belirginken, keşideci sıfatı dahi bulunmayan adı geçenin, bir açıklama ve değerlendirme dahi yapmaksızın sadece maddeleri zikrederek Baro başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin görevinin sona erdiğini iddia edebilmesi hukukla değil, ancak siyasi ve kişisel hırs, ikbal beklentisi ve “fırsattan istifade” saikleriyle açıklanabilir. Yoksa bu açık hukuki durumun keşideci ve mensubu bulunduğu gurup tarafında da bilindiği yahut bilinmesi gerektiği aşikardır.
Nitekim zaman zaman fikir mücadeleleri içinde olunan tüm eski İstanbul Barosu Başkanları ve baroların üst yapısı olan Türkiye Barolar Birliği de yaptıkları açıklamalarda belirtilen hususları teyit ettikleri gibi, kendisini “hukukun üstünlüğü” olarak adlandıran gurup hariç, diğer tüm guruplar da aynı yönde görüşlerini beyan ederek Barolarına sahip çıkmışlardır.
Kaynak ;http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/istanbul-barosuna-karsi-darbe-tesebbusu-suruyor-haberi-69017
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

